Kayıtlar

THUGS OF HINDOSTAN -HİNT FİLMİ

Resim
FİLM KONUSU ;


İngiliz Doğu Hindistan ortaklığının ,Hindistan'ın büyük bölümünde hakimiyeti sürerken,bu durumdan rahatsız olanlar Khudabaksh Azaad 'ın (Amitabh Bachchan ) etrafında toplanmakta,bizzat yanında savaşarak ya da el altından ona cephane sağlayarak.Britanyalı komutan John Clive,Azaad'ı ve ordusunu yenilgiye uğratmak için haydut olarak nam salmış hintli  Firangi Mallah'ı (Aamir Khan ) bu amaç uğruna  kullanmaya karar verir.Tabiatının ihanet etmek olduğunu savunan Firangi,Azaad'ın yanında yaşadıkları ile hangi tarafta olacağına karar verecektir.


FİLM YORUMU; 

Uzuun zaman sonra izlediğim ilk hint filmi oldu kendisi :)

Öncelikle şu meşhur Karayip Korsanları benzeşmesine geleyim.Karayip korsanları ve Jack Sparrow ; defalarca izlediğim ve izlemekten bıkmadığım serilerden biridir. (ilk 3 serisi ama diğeri işin kaymağını yemeye devam edeyim derken çuvallamaktır nazarımda..hasılat olarak yemişlerse bilemeyeceğim tabi ) Filmin tanıtımları döndüğü andan itibaren, bu f…

OTOMATİK PORTAKAL (KİTAP)

Resim
Kitabın arka kapağından ;
Karabasan gibi bir gelecek atmosferi...Geceleyin sokaklarda dehşet saçan,yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler..Sosyal kehanet ? Kara mizah? Özgür iradenin irdelenişi ?..Otomotik Portakal bunların hepsidir.Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir,çünkü Burgess anti-kahramanı için yeni bir dil yaratır : Yakın geleceğin argosu "nadsat"ı.

***

Kitap ile ilgili yazarının kaleminden ;
Tüm hayvanların en zekisi,iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...
....Bu deyişin (uqueer as as clockwork orange) ,tam da benim anlatmak istediğim duruma,Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikayeye çok iyi oturduğunu düşünüyorum.

(bkz :  İvan Pavlov. Fizyoloji ve psikoloji alanındaki çalışmaları ile ve Pavlov'un Köpeği olarak bilinen ünlü deneyi ile tanınıyor)

***

Basit,anlaşılması kol…

ARACILAR ÇIKIYOR MU ARADAN ?

Resim
Gıda fiyatları uzun zamandır ülke insanının problemi.Bu problem zaman ilerledikçe daha da çoğaldı,daha da ve daha da.Bir sürü şeyler söylendi,sitemler ,isyanlar edildi.Üreticinin beli kırıldı,üretemez oldu.Tüketicinin alım gücü gitti,alıp yiyemez oldu.Bu mağdurlar klubünde gür sesle söylenen ,sabit tek şey vardı,o da aracılar.Günah keçisi belli..aracılar..üretici de,ürünü satmaya çalışan da ,tüketici de hatta devletin yetkilileri de aynı hedefi gösteriyordu..aracılar

Tabi hal bu olunca ister istemez söyleniyor insan ,yahu madem sorun ve sorunun kaynağı belli,niye bu aracılar var? Devlet ,bu sistemi değiştirmekte niye aciz? Aracılar niye çıkmıyor aradan? vs.

Bu sorular yerli yerinde dururken,çözüm için ithalat kartı oynandı.Ülkemde yetişen mis gibi mercimeği elin adamları tüketirken,ben elin adamlarından ithal edilen kalitesiz mercimeği pişirir (aslında saatlerce kaynasa da pişmeyen) oldum.Anadolu'nun kıymetli hayvanları dururken,yine elin adamının düşük kalitede ki etlerini sofra…

ALTI ÇİZİLİ SATIRLAR (MİM)

Resim
Şubat ayı için olan meydan okuma ile geldim yine.Bugünün konusu şöyle ;

8.gün- Kolaya kaçıyorum,yazıyı sen yazmak zorunda değilsin. Bırakta bizim için seçtiğin 3 alıntıyı okuyalım bugün


Birkaç senedir adeta mottom olan ,Şems-i Tebrizi'nin alıntısı ile başlayayım o vakit:)


Düzenim bozulur,hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme.Nereden bilebilirsin hayatının altının,üstünden daha iyi olmayacağını

***

Şiirleri ve sözleri benim için farklı bir yerde duran ,herbir cümlesiyle farklı ufuklar açan  Halil Cibran'ın en sevdiklerimden biri;

Eğer kış; "baharı içimde saklıyorum" deseydi,ona kim inanırdı

***

Son olarak Stefan Zweig'in Satranç kitabından bir alıntı ile bitiriyorum mimi:) 
Fakat kitapla  birlikte cehennemime geri döndüğüm  an,ne andı ! Sonunda yalnızdım ve artık asla yalnız olmayacaktım



Bu meydan okumaya katılan blogların sıralı listesine şuradan (tıkla!) ulaşabilir,ve neler yazılıp çiziliyor okuyabilirsiniz :)




CEBİMDE Kİ MÜZİK (MİM)

Resim
Blog alemi içinde Şubat ayını kapsayan bir meydan okuma başladı.Birçok blog da bu etkinliğe katılıp her gün için belirlenmiş konu başlıklarında yayınlar hazırlıyor.Meydan okumayı başlatan blog ezgissimo.blogspot.com,mevzu ile alakalı yayında şurada  ***tıkla***

Meydan okumaya katılan blogların  gayretlerini takdir etmemek elde değil.Bir de meydan okumaya katılmayan ama bazı başlıklar hakkında yayınlar yapan bloglar var.Bu yayın ile ben de onların arasına dahil olmuş oldum:) Günün içeriği ise şu;

6.gün ; Bu gün liste günü,şöyle bir düşün,tekrar tekrar dinlemekten vazgeçmediğin 7 şarkılık bir liste hazırla

İşte benim  listem ..söz yok ,müzik var.Kardeşim niye dertleniyorsun diye benimle uğraşıyor çünkü nerede yüksek tempolu yüksek volümlü müzik var onlara koşuyor,Kafalarımız pek uyuşmuyor anlayacağınız:)

Dinlemek için yazıların üzerine tıklamanız yeterli.Keyifli dinlemeler




3 DEM - YALNIZLIK
EVGENY GRİNKO - JANE MARYAM
MOHAMMAD REZA LOTFI
LE TRIO JOUBRAN - MASAR
MARK ELIYAHU - JOURNEY
FARID FA…

FLORYA - BAHARDAN ÇALINMIŞ BİR GÜN

Resim
Bu sene kar ile buluşmak nasip olmadı.Memleketin her yeri metrelerce kar ile kaplıyken,biz sadece havada incecik süzülen kar tanelerini ,bir de incecik tabaka halinde kar ile kaplanan  evlerin çatılarını gördük.Tabi ,İstanbul'un bir ucunda ki hava durumu ile diğer ucunda ki hava durumu aynı değil:)Şu birkaç gündür ise deyim yerinde ise şehre bahar geldi.Güneş yüzünü göstermekle yetinmeyip bir güzel ısıtıverdi.Kışlık kabanlarımızı evde bıraktık,baharlık kıyafetler ile Subat'ın 4'ünde kendimizi sokaklara attık:)





Uzun  zamandır gitmediğimiz Florya'ya gittik.Büyük Şehir'in sosyal tesislerine.Burası her zaman güzeldi,masmavi denizi ,yeşil çevresi ve rengarenk çiçekleri ile.Güzel olmasının ve öyle kalmasının en önemli nedeni,buranın piknikçilerden arındırılmış olması.Bu alanın ilerisinde halka açık olan kısmı var,deniz ve pikniğin aynı anda yapıldığı,çevreye zarar vermek için adeta yarışılıyor gibi.Bu yüzden bu korunaklı alan hem göz zevki hem de güzel vakit geçirmek iç…

KAFES vs AKVARYUM

Resim
Bir vakit,bir blogda(hangi blog olduğunu hatırlamıyorum) yayınlanmış bir yazının küçük bir kısmı ile alakalı,  kafes ve akvaryumun çağrıştırdığı şey  ile  ilgili  bir yorum yapmıştım .Şimdi , nereden aklıma düştü o küçük ayrıntı bilmiyorum ama bu yayını hazırlamama ön ayak oldu diyebilirim :)



Kafes, özgürlüğün elinden alınması,esarete mahkum edilme gibi düşünceleri çağrıştırır bana.Engin gök yüzünde uçmak için dizayn edilmiş kanatların açılamamasına,bir de kuşun insana dokunan ötüşleri eklenince ,kafes ve esaret olgusu birbirinden ayrılmaz,ayrıştırılamaz iki kavram olarak yer ediyor ben de.Özlü sözlerimizden  biri " Bülbülü altın kafese koymuşlar,ah vatanım demiş" iken,sevilen türkülerimizden biri de "bülbülüm altın kafeste,öter aheste aheste " Merkezde hasretlik olgusu sürekli.


Öte yandan akvaryum ; korunmayı,muhafaza olmayı çağrıştırır hep,tıpkı yuva gibi.Korunaklı ve steril bir alan olarak düşünürüm. .Dışarıda binbir türlü şey olup biter,size dokunmasını istedi…